Bilişim ve Teknoloji HukukuVergi Hukuku

Kripto Para Sisteminde Öneriler Vergilendirme Sorunu ve Diğerleri

Kripto Para Sisteminde Öneriler

Kripto para sistemini öncelikle kısaca değerlendirirsek,

Kripto para birimleri, kriptografi temelli blockchain kullanılarak oluşturulan, fiziksel varlıkları olmayan, herhangi bir merkezi bulunmayan, internet aracılığı ile kullanılması sağlanan, aracı tarzı üçüncü yapılar kullanmayan, herhangi bir otorite tarafından kontrol edilmeyen, taraflar arası hızlı ve düşük maliyetli ve güvenli bir para transferi sağlayan, elektronik ortamlarda işlem gören sanal ve küresel para birimleridir. Bu teknoloji, günlük para transferlerinden alım satıma, yatırım aracı olmaktan bir saklama aracı olmaya kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Pek çok yönden borsa, hisse senedi gibi yatırım kanallarına benzese de işleyişi farklıdır. Yine de onlar gibi, dünyada olup bitenlere göre grafikleri değişmektedir.Kripto parada yasal uygulama ve sözleşmeler söz konusu değildir. Blockchain üzerine yerleşen tüm paraların farklı yönetmelikleri vardır. Her biri aynı zincir üzerinde, farklı sisteme sahiptir.

Kripto parayı da ağ üzerinde yürütülen problem çözme çalışmasının bir sonucu olarak blok oluşturulduğunda sistem tarafından bloğu oluşturana verilen dijital ödül olarak tanımlayabiliriz. Bu işleme ‘mining’ yani madencilik adı veriliyor. Madenciler denen kripto para süjeleri ise, blokzincir üzerindeki transferlerin gerçekleşmesini, kaydedilmesini sağlayan ve bu kayıtların saklanmasından sorumlu olan, karşılığında da ödül mahiyetinde kripto para kazanan kişiler, daha doğrusu bu olayda bilgisayarlardır. Sistemde bunlara Madenci denilmesinin sebebi Bitcoin’in sınırlı sayıda bulunması ve bu sebeple altına benzetilmesidir.

Kripto para ve kripto para kazançları günümüze kadar Türk Vergi Sistemi’nde tasnif edilmemiştir. Burada diğer ülkelerle beraber Türkiye’nin de temel sorunu, kripto paraların merkezi yönetimlerden bağımsız yapısı ve Blockchain sisteminin izinin sürülemiyor olmasıdır. Bu yüzden Türkiye kanunlarına göre vergiyi doğuran olayı oluşturmayan bir olayın vergilendirmesi mümkün değildir. Ancak kullanımı hiçbir şekilde yasak değil ve Maliye Bakanlığının veya herhangi bir regülatör kurumun bunları yasaklaması söz konusu değildir. O yüzden şu an için kripto para alışverişi yapan kişilerin ve bundan kâr elde eden kişilerin vergi ödeme yükümlülükleri bulunmuyor.

Kripto paraların yaygınlaşması ile birlikte ülkemizde ilk aşamada nasıl bir değerlendirme yapıldı?

Türkiye’de, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 2013 yılında yapılan açıklamada: “Bitcoin’in 6493 sayılı, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, kapsamında elektronik para olarak değerlendirilemeyeceği ve bu kanun kapsamında gözetim ve denetiminin mümkün olmadığı” belirtildi.

Elektronik ticarette işlem satıcının gerçek veya tüzel kişi olmasına göre gelir veya kurumlar vergisinin konusuna girmekte, ayrıca bir mal veya hizmet söz konusu olduğundan KDV gündeme gelmektedir. Kripto paranın vergilendirilmesi konusunun yakın dönemlerde Türkiye’nin gündeminde yer alacağını düşünüyoruz.

Kripto para vergi sistemlerinde ne olarak değerlendirmeye alınacak?

Kripto paranın vergilendirilmesi veya daha geniş tabirle kripto parada vergiyi doğuran olayı tanımlamak için, evvela kanunda bir genel başlığa oturtmak gerekir. Geleneksel terimlerden hangisine dahil edeceğimiz sorununda ilk ihtimal ‘menkul kıymet’ olarak kabul edilmesi, ikincisi ‘para’ve üçüncüsü de ’emtia’ olarak adlandırmak.

SPK, Bitcoin’in, dayandığı bir gerçek ürün olmaması nedeniyle kendi ‘menkul kıymet’ tanımına uymadığını belirtiyor. Ama yine de menkul kıymet olarak vergi sistemine girerse bu durumda kullanıcılar gelir vergisi ödenmek zorunda. Ancak bu kez kazanç ‘değer artışı kazancı’ olarak değerlendirilecek ve emtiadan farklı olarak KDV ödenmeyecek. Burada aracı platformların hangi ülkelerde kurulu olduğu ve bu ülkelerle Türkiye arasındaki anlaşmaların durumu da dikkate alınmak durumunda.

Menkul kıymet kazançlarından vergi alınması için kanunun sağladığı diğer koşulların sağlanması da şart. Diğer yandan Bitcoin gelirinin Türkiye’den mi yoksa başta bir ülkeden mi elde edildiği yönünde henüz bir görüş birliği oluşmuş değil.

Merkez Bankası uzmanları ise paranın bir devlet merkez bankası gibi para basma hakkı sahibince ve yine fiktif de olsa bir değer karşılığında basılmış olması gerektiğinden yola çıkarak Bitcoin’e ‘para’ denilemeyeceğini ifade ediyor. Merkez Bankası’nın fikir değiştirip para olarak değerlendirilmesi durumunda tıpkı Euro veya dolar alıp sattığınız gibi değerlenip herhangi bir vergi alınmayacak demektir.

Bitcoin bir ‘emtia’ olarak değerlendirilirse bu durumda iki türlü vergilenebiliyor. Kişi eğer bir kez Bitcoin alıp satmış ve buradan bir gelir elde etmişse bu kazanç ya değer artışı kazancı veya arizi kazanç olarak vergilenir. Arızi kazancın beyan edilip vergi ödenmesi için 2020’deki kazancın 40 bin lirayı aşması gerekiyor. 40 bin lirayı aşan kısım diğer gelirler gibi yıllık beyanname ile beyan edilerek vergilendiriliyor. Bu tutar aşılmaz ise beyana ve vergiye tabi değil.

Eğer sürekli Bitcoin alıp satıyorsanız ve buradan gelir elde etmişseniz bu durumda gelir vergisi beyannamesi verip kazancınızdan Gelir Vergisi ödemek zorundasınız. Bu verginin oranı yüzde 15’ten başlayıp 40’a kadar gidiyor. Hemen hatırlatalım, yüzde 18 KDV de ödenmek zorunda.

Vergilendirme başladığında hangi muhataplar vergiye tabi olacak?

Öncelikle, Madenciler: Sermaye ve emek karışımı bir faaliyet sürdürmektedir. Emek ağırlıklı bir faaliyet olması ve sonucunda gelir elde edilmesi ‘ticari kazanç’ olarak nitelendirilmesini gerektiriyor.

Ayrıca, Takas Platformları: Türkiye’de an itibariyle aktif ancak organize olmayan 3 kurum tarafından alım satım işlemine aracılık devam ediyor. İşlem basına aldıkları komisyon bedelleri de ‘kurum kazancı’ niteliğinde.

Son olarak, Kullanıcılar: Alım-satım kazancı elde eden bu kişilerin vergilendirilmesi için kripto paraların TCMB yahut SPK gibi düzenleyici ve denetleyici kurumlar tarafından tanımının yapılması gerekiyor.

Kripto para ihraç edenler, madenci denilen işlemciler ve küçük yatırımcıların vergilendirme hususunda dikkat etmesi gerekenler,

Şu anki durumda bu kişiler kripto paraları tıpkı döviz cinsinden bir para birimi olarak gördüklerinden alış ve satış arasında meydana gelen pozitif farkların verginin konusuna girmediğini düşünüyorlar. Aynı şekilde, katma değer vergisi yönünden de paraların tesliminin KDV’den istisna olduğu biliniyor. Burada İdarelerin yaklaşımı ve yasal düzenlemeler belirleyici olacaktır.

Ayrıca unutulmasın, bir web sitesi şeklinde kurulan çevrimiçi platformlar hali hazırda iş yeridir, geliri ticari kazancın bütün unsurlarını taşır. Yapılan işlemler üzerinden elde ettikleri komisyon gelirleri vergiye konu edilmelidir. Ayrıca bu aracılık işlemleri teoride katma değer vergisinin konusuna da girer. Dolayısıyla komisyon tutarları üzerinden KDV hesaplanması gerekecektir.

Madencilere gelirsek, elde ettikleri geliri hangi gelir unsuru altında değerlendireceğimiz netleşmelidir. Her ne kadar yapılan işin serbest meslek faaliyeti olduğuna ilişkin bir görüş mevcutsa da bilindiği gibi serbest meslek faaliyeti, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya uzmanlığa dayanmalıdır.

Ancak madencilik, yukarıdaki açıklamalarımız da göz önünde bulundurulduğunda şahsi mesai, ilmi veya mesleki bilgiye değil, fakat güçlü bir işlem gücüne sahip donanımlı bilgisayarlara ihtiyaç duyulan bir faaliyet. Yani şahsi mesai, ilmi veya mesleki bilgiden ziyade emek ve sermayenin etkisi yapılan işte daha büyüktür. Dolayısıyla kazançlarını ticari kazanç olarak vergilendirmek düşüncesi ağır basacaktır.

Katma değer vergisi bakımından baktığımızda da madencilerin hem aldıkları ödül kripto para, hem de gerçekleştirilen transfer işlemleri için alınan hizmet bedelleri, bir hizmetin ifası karşılığıdır. Bu yönüyle katma değer vergisinin konusuna giriyor denebilir, ancak “hizmeti kim, nerede alıyor” sorularının cevabı oldukça karmaşık. Hizmetin ifa edilmesini olanaklı kılan donanımın Türkiye’de ise katma değer vergisi açısından yeterli bir unsur olacaktır. Ancak KDV yönünden sorun teşkil eden diğer konu da yukarıda bahsettiğimiz gibi eklenen bir blok ile 3.000 transfer işlemi yapılabiliyor.

Madencilerin ekledikleri bir blokla yaptıkları 3.000 işlem için her bir kullanıcıdan işlem bedeli aldıklarını varsayalım; tek tek fatura kesmeleri mümkün değil, transfer işlemini gerçekleştirdikleri kullanıcıların kimliklerini, hangi ülkede olduklarını bilmiyorlar. Alınan ödül de tek bir birimden değil, havuzdaki herkes tarafından, her yerde verilmiş oluyor. Hâl böyleyken, her bir blokla birlikte lehe kalan toplam kripto para değeri üzerinden “iç yüzde” dediğimiz “maliyetten kâr” hesabıyla belirlenecek bir KDV tutarının vergi dairesine beyan edilerek ödenmesi yolu tek yol gibi duruyor; ancak burada belge ve kayıt düzeninin nasıl olacağı konusu belirsizdir ve bu yetki ve görev vergi idaresinindir.

Diğer ülkelerin Kripto Paraların tanımı ve vergisel statüsündeki tavırları

Amerika Birleşik Devletleri’nde Bitcoin para değil mülkiyet olarak tanımlanmaktadır. Bir mülkiyet olarak Bitcoin yıllık vergilendirmeye tabidir.Çok uluslu danışmanlık firması Ernst&Young, yakın zamanda EY CryptoPrep adlı kripto vergi uygulaması geliştirdi. EY CryptoPrep, çok sayıda borsadan kripto para birimleri hakkında veri alıyor ve otomatik olarak ilgili vergi kurallarını uyguluyor. Müşteriler programı dilerlerse kendileri kullanabiliyor, dilerlerse de yönetilen bir hizmetin bir parçası olarak seçebiliyorlar.

Avustralya’da 2019’da vergi kurumları Bitcoin karşısındaki tutumlarını açıklayan bir çerçeve oluşturdu. ABD gibi Avustralya da kripto paraları “vergilendirilebilir bir mülkiyet olarak” görüyor. Ancak buna tezat olacak şekilde,Bitcoin işlemleri takas anlaşmaları olarak görülüyor ve vergiye tabi tutulmuyor.

Japonya’da Bitcoin adaptasyonu ciddiyetle yürütülüyor. Bu ülkede Bitcoin ile ödeme yapmak yasal bir sürece işaret ediyor.Dahası, Japonya kripto paraları emtia olarak görüyor. Bu da onların sermaye birikimi, kurumsal ve gelir vergilerine tabi olduklarını gösteriyor.

Malta’da, sanal varlıklar vergilendirilmese de ticaretle ilişkili herhangi bir şeyden kazanılan para ülkede kurumsal kazanç olarak görülüyor.Eğer Bitcoin ile bir şeyler almak ve vergiden kaçınmak isteniyorsa 300 bin dolardan daha az değere sahip bir şey alınmalı veya yerel hükümete yıllık 10 bin dolar değerinde kira verilmeli.

İsviçre’de bir kişi eğer kripto para madenciliği yapıyorsa serbest zamanlı çalışan olarak kabul ediliyor. Maaş Bitcoin ile alındığı takdirde varlıkların gelir vergisi amacıyla beyan edilmesi gerekiyor.

Son olarak, küçük yatırımcıya, vergisel ödevleri ile ilgili ne gibi tavsiyeleriniz vardır?

Kripto para dünyası, yani özerk ve teknik yönetilen para düzenleri, tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de artık yabancısı olmadığı ve ister istemez uyum sağlaması gerektiği bir yatırım akışı. Küresel tavırlara paralel olarak, Türkiye’nin de kapsamı tahmin edemeyeceğimiz şekilde büyüyecek olan bu varlık havuzunu vergilendirmek isteyeceği, ancak vergi yükünü de küçük yatırımcıyı korumak ve piyasayı canlı tutmak maksadı ile, büyük balinalar diyebileceğimiz madencilere ve aracı kurumlara yönlendireceği düşüncesindeyim. Dolayısı ile, yatırımını makul kişisel sınırlarda tutacak yatırımcının vergi yükü ağır olmayacaktır.

Yukarıda belirttiğim güncel sınırlar dahilinde tutulur iseler vergiden tamamen muaf kalmaları da mümkün olabilir. Burada önemli olan, pastanın yatırımcı diliminde kalmak yada kripto para ihraç eden’e dönüşmek kararı arasındaki seçimdir. Ayrıca kripto parayı vergilendirme kararı verildiğinde, matrah ve oranlar, çifte vergilendirme sorunları gibi temel konularda vergi idaresinin pek çok vergi uyuşmazlığı ve davalarına maruz kalacağı da açıktır.

Özetle henüz Türk Vergi Sistemi’nde doğmamış bu alanın, pek çok sorunla büyüyeceği, bu konularda da bilhassa ‘uluslarüstü’ vergi hukuku doğacağı, küçük yatırımcının da, büyük aracı kurumların da, teknik ve güncel bilgi donanımına sahip vergi hukuku uzmanları ve avukatlar ile işbirliği yapması gerekeceği kuşkusuzdur. Av. Bengi MEMİŞ

AVUKAT DESTEĞİ

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00

GİZLİLİK

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu